Simit Nerenin Ankara’nın mı, İstanbul’un mu, İzmir’in mi?

Simit Nerenin Ankara’nın mı, İstanbul’un mu, İzmir’in mi?

Dünyanın en tanınmış dil bilgisi kitaplarının başında gelen Oxford İngilizce Sözlüğü, veri tabanındaki Turkish Bagel’ı çıkardı ve yerine bizim Simit kelimemiz aldı.

Tabii bu durum bizim gündemimize bomba gibi düştü.

Ankara’dan ilk açıklama geldi, “Simit bizimdir”. İzmir dedi, biz gevrek demeye devam edeceğiz. Yarın başka illerimizden de çeşitli söylemleri bekliyoruz.

Sanki, İngilizler çıktı ve “bize bu sizin bunu sahiplenin” dedi.

Bu tip tartışmalar ülkemize ait bir ürünün dünyada gündeme gelmesi ile birlikte hemen arşa çıkıyor. Daha önce de bunun birçok örneğini gördük. Sanırım görmeye de devam edeceğiz. Peki, bu tartışmalara son noktayı koyacak olan nedir?

Tabii ki, COĞRAFİ İŞARET…

Türkiye, bu konuda tahmin edemeyeceğiniz kadar zengin bir ülke. Yurtdışında koca Avrupa’yı gezersiniz 4 bilemediniz 5 çeşit ülkeye özgü yemek yersiniz. Şimdi, İtalya mutfağı ile ilgili karşı tez sunacağınızı biliyorum. Ancak iddia ediyorum bizim ülkemiz kadar zengin bir yelpazeye sahip hiçbir ülke yok. Bu durumun tarihsel boyutu, ülkemizin konumu gibi birçok kültür alış verişi yaşamasının yanında aynı zamanda köklerimizden gelen yetiştiriciliğin/üreticiliğin de ciddi bir etkisi var. Bizler yerleşik hayata geçtikten sonra hep denemişiz ve üretmişiz. Bu durum, bizi bugünlere taşımış ve çeşitlendirmiş.

Baklava Bizim Yoğurt Sizin

Bahsi geçen bu çeşitliliğe sizce yeterince önem veriliyor ve sahip çıkılıyor mu?

Sizinle hemen acı bir tespitimi paylaşayım. Biz danışmanlar bir şeyleri bulup önermesek kimsenin aklına o ürünü Coğrafi İşaret ile tescillemek gelmiyor. Bu durumu, ancak Yunanistan baklamıza, yoğurdumuza vs. sahip çıktığında birkaç günlüğüne hatırlıyor sonra yine unutuyoruz. Aslına bakarsanız bu tartışmaların önüne geçebilir sadece gündem oluştuğunda sahip çıkmak yerine bu durumu ülkemiz açısından bir avantaja çevirerek bir pazarlama aracı haline getirebiliriz.

Nasıl mı? Bize özgü olduğunu düşündüğümüz ve bunu kanıtlayabildiğimiz her ürün bizimdir! Bu ürünlerde coğrafi işaretlerle korunur.

Coğrafi İşaret Nedir?

Belirgin bir özelliği, unvanı ya da başka nitelikleri bakımından köken olarak yer aldığı bir yöre, alan, bölge ya da ulus ile özdeş haline gelmiş bir ürünü belirten isim ya da işaretlere denir. Kısaca, ayırt edici özelliği ile bölgeye has, bulunduğu bölge ile özdeşleşmiş ürünlere (tarım, sanayi, el sanatı, maden vs.) coğrafi işaret diyoruz.

Bir ürünün coğrafi işaret olabilmesi için geleneksel üretim metotlarına, o yöreye özgü olarak ürünün kalitesine, coğrafi olarak bölge koşulları ile ürünün üretiminin paralel olmasına ihtiyaç vardır. Bu tanımdan yola çıkarak aklımıza onlarca ürün geldiğine eminim. Antep’in baklavası, Elazığ’dan öküz gözü, Adana’nın kebabı, Malatya’nın kayısısı, Ege’nin pamuğu, Eskişehir’in lületaşı, Mardin’in kaburgası…

İşte bu ve bunun gibi yüzlerce ürünümüzün coğrafi işaret ile koruma altına alınması hem ülkemize ait bu değerlerin hem de geleneksel bilgilerimizin ve kültür mirasımızın korunması açısından büyük bir öneme sahiptir.

Ekonomiye Katkısı Büyük

Coğrafi işaretli ürün demek, o ürünün belirlenen koşullarda üretildiğini ve kalite açısından güvenilirliğini simgeler. Coğrafi işaret amblemi, ürünün, taklit riski minimuma indirilmiş, yöreye ait üretim koşulları ile satışa sunulmuş olduğunun kanıtıdır. Ülkemizde 3 binin üzerinde bu amblemi hak edebilir ancak henüz başvurusu yapılmamış ürün olduğu söylenmek mümkündür.

Ancak yeteri kadar önemli olduğunu düşünmediğimizden olsa gerek konu ile ilgili çok ilerlediğimiz söylenemez. Oysa ki, Fransız peynirlerinden, İtalyan şarabına, İsviçre çikolatasından Amerika’nın fast foodlarına gelene kadar ülkemizin dünyaya pazarlanacak binlerce ürünü olduğunu gün gibi ortada olduğu kanaatindeyim.

Bu konuda coğrafi işaret başvurusu yapabilen, ürünün üreticisi olan gerçek veya tüzel kişilere, tüketici derneklerine ve konu ve coğrafi yöre ile ilgili kamu kuruluşlarına büyük iş düşmektedir. Artık bu konunun önemini anlamalı ve sadece gündem olduğunda değil gıda turizminde ülkemizin ekonomisine büyük katkıda bulanacak ürünlere coğrafi işaret olarak başvurmalı ve pazarlamasını gerçekleştirmelidir.

Coğrafi işaretlerin ülkemiz açısından ciddi bir gelir kaynağı olduğu gerçeğini benimsemelidir.

İşte bu benimsendiği ve harekete geçildiği zaman Simit Türkiye’nin olacaktır!