İhracat Yapan Firmaların Markalaşmaya İhtiyacı Var

2018 yılının verilerine göre ülkemizde ihracat oranlarında 2017 yılına oranla olumlu bir artış gözlemlendi. Bu yıl ihracat hacmi, TUİK tarafından açıklanan istatistiklere göre 168 milyar doların üzerinde bir rakama ulaştı. Tarım, sanayi ürünleri ve madencilik sektörleri yine ihracatın lokomotif sektörleri oldu. Ülkemizin ihracat kalemlerinden en güçlüsü sanayi ürünleri neredeyse toplam kazancın % 80’ini oluşturarak birinci sırada yerini aldı. Sanayi ürünlerinin ise en başını tekstil ve hazır giyim çekti.

Katma Değerin En Büyük Düşmanı Fason!

Ülkemiz dünyaca ünlü markaların ürün üreticisi konumundadır. Hal böyle olunca ihracatın bu denli yoğun olduğu tekstil ve hazır giyim sektörünün hala bir dünya trendlerini belirleyememesinin ve rekabet arenasında güçlü bir rol oynayamamasının tek nedeni fason üretimdir. Bu durumun ortaya koymuş olduğu en büyük problem katma değerin oldukça düşük olmasıdır. Her zaman dile getirdiğimiz gibi yaratılmış olan marka algısı aynı zamanda ürünün değeridir. Başka bir deyişle ürüne ödenilen bedel ürünün değil markanın bedelidir.

Ülkemizin katma değerli ürün üretimi konusunda çok geride olduğunu ithalat ve ihracat rakamları arasındaki farkta görebiliyoruz. Gelin herkesin bildiği ancak önüne geçmek istemediği tekstil üretimi sürecine bir göz atalım.

Bildiğiniz gibi hazır giyim, konfeksiyon ve hatta ayak giyim malzemeleri konusunda bizim ülkemizin de dahil olduğu fason üretim yapan ve ucuz iş gücü konumunda olan ülkeler ürünü ürettikten sonra markaya teslim ediyor. Marka satın aldığı fason ürünü etiketini basarak ürünün üretim bedelinin katbekat üzerine bir bedelle pazara çıkarıyor. Bizim gibi ülkelere ihraç ediyor ve bizler ülkemizde üretilen bir ürünü bedelinin çok üstünde sadece o markaya sahip olabilmek adına satın alarak milli servetimize zarar veriyoruz.

Alınacak Önlemler Belli

Marka bilincini oluşturarak; ülkemizdeki üreticilere katma değerli ürün üretimi konusunda destek vererek Türk Markalarını dünya sektörlerinde hak ettiği konuma getirmek ilk odaklanılması gereken konudur. Özellikle Türk modacılarının dünyaca ünlü defileler yaptığı bu dönemde bu algının oluşması ve sürdürülebilir olması için yürütülecek çalışmalar daha hızlı sonuç verecektir.

Devlet destekleri bu konularda çok önemlidir. Devletin Turquality kapsamında yürüttüğü desteklerin yanında özellikle üretime eğilmesi ve bu konuda üreticiyi teşvik etmesi gerekmektedir. Ayrıca uygulanabilecek ithalat kotalarıyla da milli üretime dikkat çekmesi, dünya pazarlarında Türk Markalarını desteklemek amacıyla yeni stratejiler geliştirmesi ve üreticinin maddi ve manevi yanında olduğunu göstermesi desteklerin en büyüğü olacaktır. Pazar araştırmalarının devlet destekli yapılarak yeni pazarlarda ülkeler arası sözleşmelerle de ihracatçının eli güçlendirilmelidir.

Bu desteklerle birlikte yeni teknolojilerin Ar-Ge faaliyetleri, ürün üretiminde kullanılan makine tesisatları da üretim kalemleri arasında hızla teşvik edilmesi gereken faaliyetler arasındadır.

Ortak bilincimiz, minimum maliyetle maksimum değer algısı yaratarak Pazar payımızı arttırmak olmalıdır.

Ortak Bilincin Farkındayız, Biz de Sizin Yanınızdayız!

Global Pazar lokal pazarlara göre daha zorlu ve rekabeti daha çetin olan bir arenadır. Bu arenada desteklerle bir dünya devi haline gelebilirsiniz. Ancak tek bir marka veya tek bir sektörle kalkınmak mümkün değildir. Birçok üretim sektörünün yukarıda da belirttiğimiz gibi bir araya gelerek faaliyetlerini ortak bilinçle yürütmesi zorunludur. Desteklerin yanında faaliyet ortamındaki risk analizlerinin de iyi yapılması ve öngörülen risklerin minimize edilmesi gerekmektedir.

Özellikle markanızı global arenada faaliyet göstermesini istiyorsanız yapmanız gereken ilk aşama tescil korumasıdır. Çünkü markanızın tescilsiz olarak rakiplerinin karşısına çıkması ciddi bir risk etmenidir. Markanızı belirledikten sonra mutlaka benzersizliği araştırılmalıdır.

Tescil başvurusunda yapılacak marka araştırmaları iki yönlü olarak sizi korumaktadır. Birincisi ileride taklit edilebilme riskine karşı, ikincisi de sizinle aynı veya benzer marka var olabileceğinden yola çıkmadan başka bir marka ile benzeşmemek adına alınabilecek önlemler adına riskinizi minimuma indirecektir.

Unutmayın! Markanız benzersiz olmalıdır. Bir markayı seçerken aşağıdaki süreçleri mutlaka yapmanız gerekmektedir.

1. Markanızın Türkiye’deki araştırması

2. Markanıza potansiyel olabilecek farklı sektörlerin belirlenip araştırma yapılması

3. Domain araştırması

4. Yurtdışı marka araştırması

Marka konumlandırma ciddi bir iştir. Geleceğinizin, emeğinizin ve zamanınızın yok olmaması için Üstün Patent olarak sizlerin yurtiçi ve yurtdışı tüm tescil süreçlerinde yanınızdayız!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir