Herkesin Markası Kendine!

Bir önceki yazımızda sizlere tanınmış markadan ve kriterlerinden bahsettik. Türkiye’de özellikle küçük ve orta boy işletme kuran girişimcilerin hızlı tanınmak istemesi ile birlikte tanınmış markaları kendi sınıflarında tescil ettirmek için başvuru yapmak istediği biz danışmanların sıklıkla karşılaştığımız bir konudur.

Ancak basit bir araştırma ile tanınmış markalara farklı sınıflarda olsa da başvuru yapılmaz!

Türkiye’de ve dünyada kabul görmüş markalar veya çok benzerleri normal marka tescillerinden daha farklı bir koruma sistemi ile korunmaktadır. Özel korunan markalar ülkemizin de üye olduğu Paris Sözleşmesi’nin 6. Maddesinde tanımlanmış ve TPE’de 3 ana başlıkta değerlendirilmiştir.

1. Tanınmış Markalar:

Genel olarak tanınmış markalar “bir kişiye veya girişime sıkı bir biçimde bağlılık, güvence, kalite, reklam gücü, yaygın bir dağıtım ağına bağlı, müşteri ve diğer sübjektif ilgi ve ilişkiler ayrımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredekilerce refleks halinde beliren bir çağrışım” şeklinde tanımlanabilir.

2. WIPO Koruması:

WIPO aracılığıyla TPE’ye gönderilmiş olan, garanti ve kontrol işlevi gören işaretler veya resmi kurum ve organizasyonlara ait işaretler bu kapsamdadır. Örneğin; OECD, IMF, WTO ibareleri bu kapsamda korunmaktadır.

3. Türk Koruması:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümranlığı ile ilgili işaretler, devlet tarafından resmi kontrol ve garanti işareti olarak kabul edilmiş işaret ve adlandırmalar; devlete, mahalli idarelere ve diğer kamu tüzel kişilerine ait iktisadi nitelik arz etmeyen işaret ve adlandırmalar; ticaret ve hizmet markası olarak tescil edilemeyecek nitelikteki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait işaret ve adlandırmalar; Bakanlar Kurulu kararı ile kamu yararına çalışır durumda bulunan derneklere ait işaret ve adlandırmalar; kamu yararı açısından korunması gereken diğer işaretler (siyasi parti amblemleri gibi) bu kapsamda korunmaktadır.

Kazandığınızın Çoğunu Kaybetmeyin!

Tanınmış markaların özel bir koruma ile korunduğunu yazımızın başında ifade etmiştik. Tanınmış markalar taklit edildiğinde:

  • Aynı ya da benzer marka başvuruları itiraza gerek kalmaksızın reddedilir.
  • Olası tecavüz davalarında tanınmış markaların ispatı oldukça kolaydır ve davalar çoğu zaman tanınmış markalar açısından lehte sonuçlanır.

3 kapsamda korunan tanınmış markalar taklit ederek ticaret hayatına devam edenler ciddi risklerle karşı karşıya gelmişlerdir. Bu konu ile ilgili yakın zamanda gündeme gelen Harvard markasına açılan davayı riske örnek verebiliriz.

1636 yılında ABD’de kurulan Harvard Üniversitesi adına dil okulu açan Türk iş adamı açılan dava sonucu tazminat ödemeye mahkum edildi ve markanın kullanılması durduruldu. Türk iş adamının daha önce de TPE’ye defalarca Harvard adına başvuruda bulunduğu ancak daha başvuru sırasında reddedildiği ortaya çıktı.

 

Emeğinizi Çöpe Atmayın

Seçtiğiniz marka benzersiz olmalıdır. Sosyal medya ile birlikte paylaşım dünyasının sınırlarının kalktığını ve artık markanızın kimle tarafından duyulabileceğinizi tahmin edemezken taklit etmek kısa ve orta vadede emeklerinize zarar vererek her şeyi başa saracaktır. Emeğinizi çöpe atmayın ve kendinize özgü bir marka ile girişiminizi taçlandırın.

Başarı çalışmanızın karşılığında sizi bulacaktır!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir