Her Değişime Yeni Normal Mi Diyeceğiz?

Yeni normal kelimesinin, benim literatürüme Corona ile birlikte giren bir hikayesi olmadı. Özellikle bizim gibi inovasyon temelli yaşayan, bununla ilgili danışmanlık veren, her zaman yeniyi arayan insanların bu tip dönüşümlerin seslerini biraz daha önceden duyduğunu söylemem yanlış olmaz.

(Laf aramızda işimin bu yönünden dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum. )

Dünyanın gerçek bir dönüşüm içinde olduğunu, girişimcilik hareketlerinin arttığını ve önem kazandığını, yenilikçiliğin olmazsa olmaz yetkinlikler arasına girdiğini, dijitalleşmenin artık gerekli değil zorunluluk olduğunu hemen hemen her platformda söylüyoruz. Sadece, bizim sürekli dönüşüm olarak bahsettiğimiz, YENİ NORMAL düzene geçişimizin bu kadar hızlı ve sancılı olacağını kestirmemiz mümkün değildi.

YENİ YÖNETİŞİM!

Yeni normal bir şekilde hayatımıza girdi ve gündemimize oturdu.

Ben de yeni normal kelimesi ile işe başladığım ilk yıllara döndüm. Yeni normal gibi inovasyon kelimesi de hayatlarımıza böyle girmişti. İnovasyon demek bizim bildiğimiz anlamda buluş anlamına gelmiyordu. İçi daha dolu, detaylı ve çok kapsamlıydı. En önemlisi bir kültürdü… Dolayısıyla daha ilk yıllarda buluşun yeterli olmadığını yeniliği üretmenin bir kültür haline gelmesi gerektiğini anlayarak yolculuğa başlamıştım.

Yeni normal kelimesi de benim için aynı değerde; dönüşen bir sürecin değil, dönüşen bir kültürün ilk yankılanması!

Çünkü deniz derya!

Ben de bu yazımda sizlerle yeni normalin, normalimizin çok dışına çıkacak olan en önemli konusu yeni yönetişim sistemi ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istedim.

Yönetişim kelimesinin sözlük anlamına baktığımızda, birlikte ve etkileşerek ortaklaşa yönetme biçimi olarak karşımıza çıkıyor.

Peki, neden yeni yönetişim?

Şu an tam da inovasyon kelimesinde olduğu gibi yeni bir kültür deneyimliyoruz ve Corona dönemini hep birlikte yönetiyoruz. Hiçbir irade olmadan tamamen kendi irademizle evde kalıyoruz, kendi kendimizin koruyucusu oluyoruz. Daha önce olmadığımız kadar sağlık sisteminin işlemesi için canımızı dişimize takıyor, TEŞEKKÜR EDİYOR ve bu sistemin bir parçası oluyoruz!

Hem kendimiz, sevdiklerimiz hem de herkes için irademizi ortaya koyuyor ve sorumluluk alıyoruz!

İşte deneyimlediğimiz bu sorumluluk tam anlamıyla başlayan yeni yönetişimin ilk adımı!

Deneyimlerimizden sonra bir şeyler değişmeye başlayacak.

Herkesin verilen sorumluluğu kendi yönettiği, bir sistemin parçası ve birtakım süreçlerin sahibi olduğu bir döneme gireceğiz.

Bugün söylemek de yarar görüyorum, Post Corona döneminde bizi en çok etkileyecek olanın da yönetim stratejilerimizin, metotlarımızın ve sistemlerimizin tamamen değişimi olacak!

O yüzden Yeni Normal dışında çok fazla değişime yeni adlar takacağımız bir dönemdeyiz…

Ve daha yolun çok başındayız…

Sevgiler,

Özlem Arslan Kart

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir